Fibromiyalji

Fibromiyalji Nedir: Yaygın kas ağrıları, kısa süreli sabah tutukluğu, kronik yorgunluk, uyku düzensizlikleri, baş ağrısı, karında şişkinlik, düzensiz barsak hareketleri, kadınlarda ağrılı adet belirtileriyle seyreden kronik bir hastalıktır. Hastaların %90’nı kadındır ve en çok 30-50 yaş grubunda görülür.

Fibromiyalji Sebebi Nedir: Modern tıp bilgilerine göre sebebi tam olarak bilinmemekte, bazı risk faktörleri sıralanmakta hassas kişilik yapısında, titiz, masa başı çalışan, işkolik, spor alışkanlığı olmayan kişilerde daha sık görüldüğü belirtilmektedir. Ancak holistik (bütüncül) tıp bakış açısına göre ise fibromiyalji vücudun tüm iç dengelerini düzenleyen ve otonom sinir sisteminin (vegetatif sinir sistemi)  bir fonksiyon bozukluğudur. Otonom sinir sistemi özellikle dokulara yeterli kan ve oksijen gitmesi için kan damarlarında, metabolizma sonucu oluşan atıkların uzaklaştırılması için de lenf damarlarında bolca bulunur. Otonom sinir sisteminin dengeleri bozulunca hem dokuların kanlanması ve oksijenlenmesi bozulur, hem de metabolik atıkların ve toksinlerin uzaklaştırılması aksar. Sonuçta iyi kanlanamayan ve yeterli oksijenlenemeyen dokular verimli çalışamadığı gibi, kronik olarak asit birikimi ve iltihap cevabı oluşur. Aynı zamanda lenf sistemi iyi çalışmadığı için de atıkların, toksinlerin, ağır metallerin biriktiği bir bağ dokusu oluşur. Bunlara bağlı olarak hastada yorgunluk, halsizlik, yaygın ağrılar görülür. Merkezi sinir sisteminin etkilenmesine bağlı dikkat ve konsantrasyon bozuklukları, depresyon, anksiyete, panik atak gibi psikiyatrik problemler görülür.

Otonom sinir sisteminde fonksiyon bozukluğunu başlatan uyaranlara holistik tıpta bozucu alan adı verilir. Bozucu alan kendisi belirti vermediği halde birtakım sinirsel ve hormonal mekanizmalarla vücutta uzak etki ile biyolojik stres oluşturarak  hastalığa neden problemli vücut alanlarıdır. Fibromiyaljide en sık rastlanan bozucu alanlar bağırsak flora bozukluğu,  sessiz iltihaplı, problemli, işlem görmüş dişler, ameliyat izleri, sessiz iltihaplı bademcikler, problemli çene eklemleri ve sinüsler, psikolojik yükler ve elektromanyetik yüklerdir.

Fibromiyalji Tanısı Nasıl Konulur: Modern tıp bilgilerine göre özel bir tanı yöntemi yoktur. Tüm radyolojik ve laboratuvar bulgularının normal olması buna karşın en az 3 aydır süren yaygın kas ağrılarının yanı sıra, kısa süreli sabah tutukluğu, kronik yorgunluk, uyku düzensizlikleri, baş ağrısı, karında şişkinlik, düzensiz barsak hareketleri, kadınlarda ağrılı adet gibi bulgulardan en az bir kaçının olması ve vücudun belirli noktalarında muayene ile tespit edilebilen belirli sayıda hassas noktanın saptanmasıyla tanı konulur.

Ancak hastalığa isim konulması tedavi için yeterli değildir.

Bağ dokusunun toksik yüklenme derecesi, ağır metaller, vücudun dokulardaki PH değerleri, mental stres derecesi, bağırsak florasının durumu ve tüm bozucu alanlar saptanabilmeli ve bu seviyede oluşan bozukluklar tedavi edilmelidir. Laboratuvar bulguları ve görüntüleme yöntemleriyle hastalar normal bulunmakta ancak Bioscan, Reviquant, Applied Kinesiology gibi bioenformatif yöntemlerle sayılan bu bozukluklar saptanabilmektedir.

Fibromiyalji Nasıl Tedavi Edilir:

Fibromiyalji hastalığının sebebi otonom sinir sisteminin fonksiyon bozukluğu olduğundan, hem otonom sinir sisteminin normal fonksiyonları yeniden kazandırılmalı hem de buna neden olan bozucu alanlar saptanarak tek tek tedavi edilmelidir.

  • Nöral Terapi: Nöral Terapi, otonom sinir sisteminde oluşan fonksiyon bozukluğunun, seyreltilmiş lokal anesteziklerin özel vücut alanlarına enjeksiyonları sayesinde, sinir sisteminin refleks mekanizmaları kullanılarak düzenlenmesidir. Ayrıca bozucu alan etkisi yaratarak sistemin kendini onarmasını engelleyen bozucu alanları devre dışı bırakır. Bu enjeksiyonlar sayesinde bağ dokusunun beslenmesini ve oksijenlenmesini sağlayan kan damarları ile atıkların uzaklaştırılmasını sağlayan lenf damarlarının çalışması düzenlenmiş olur. Ağrı mekanizmalarını kırarak ağrı üzerinde belirgin bir tedavi sağlar. Her türlü ağrı tedavisinde kullanılabilen etkin ve doğal bir yöntemdir.  Enjeksiyonda seyreltilmiş lokal anestezik solüsyonları (%0,5 prokain veya lidokain) kullanılır. Sistemde sempatik parasempatik dengesini tekrar oluşturarak regülasyonu sağlar.
  • Ozon Tedavisi

Ozonun rektal yoldan bağırsaklara uygulanması sistemik yararları açısından kan yoluyla uygulanan ozonla benzerdir, ancak rektal ozon uygulamasının ilave olarak bağırsak mukozasını onarıcı ve iltihabı azaltıcı etkisi vardır. Bağırsak florası bozukluğu ve bağırsak kandidasına bağlı aşırı geçirgen bağırsak sendromunun tedavisinde  önemli bir yeri vardır.

  • Vücuttaki Asit Birikimin Nötralize Edilmesi: Fibromiyaljili hastaların büyük çoğunluğunda görülen latent asidoz ve kronik iltihapla mücadelede damardan serum şeklinde bazik serumlar uygulanabilir. Ayrıca oral yoldan kapsül şeklinde baz takviyesi yapılabilir. Her hastanın alkali beslenmesi, bol su içmesi, düzgün nefes alması sağlanmalıdır.
  • Beslenme: Fibromiyalji hastalarının sadece uygun beslenme önerileri ile bile kısmi düzelme gösterdiği saptanmıştır. Fibromiyaljisi olan hastaların çok büyük çoğunluğunda bağırsak flora bozukluğu ile bağırsak kandidası ve besin duyarlılıkları mevcuttur. Bu yüzden besin duyarlılıkları saptanan besinlerin (kliniğimizde Reviquant ile saptanabilmektedir) diyetten çıkarılması, şekersiz ve alkali bir beslenme tarzının önerilmesi gerekir. Beslenme önerilerinin yanı sıra vücutta açığı saptanan vitamin ve minerallerin, besin destek ürünleri olarak önerilmesi gerekir. Bağırsak flora bozukluğu saptandı ise mutlaka probiyotik takviyesi yapılmalıdır.
  • Ağır Metal Detoksu: Bağ dokusunda birikmiş olan ağır metallerin vücuttan uzaklaştırılması normal bir vücut  iç dengesi için şarttır. Bu amaçla bazı bitkisel ilaç takviyeleri kullanmaktayız.
  • Enerji Dengesi: Vücudun bozulmuş olan enerji dengeleri özellikle elektrosmog ve geopati önemli bir fibromiyalji sebebidir. Bu yüklerin saptandığı hastaların özellikle elektromanyetik frekans tedavileri ile tedavi edilmesi gerekir.
  • Egzersiz: Günlük yapılan yürüyüş, yüzme gibi aerobik egzersizler, stres faktörlerinin azaltılması belirtilerin azalmasında önemli katkı sağlayacaktır. Özellikle solunum egzersizlerinin regülasyonda özel bir yeri vardır.
  • Fizik Tedavi: Fibromiyalji hastalarında yüzeyel ve derin ısıtıcılar, lazer terapi, masaj ve germe egzersizleri ağrılı noktaların azaltılmasında etkindir.
  • İlaç Tedavisi: Antidepresanlar yaygın olarak önerilmekte ise de net bir etkinliği saptanmamıştır. Aynı şekilde sinir uyarılabilirliğini azaltarak semptomların daha az hissedilmesini sağlayan  antiepileptik (sara önleyici) ilaçları da sebebe yönelik değil sadece semptomların az hissedilmesine yönelik bir tedavi yaklaşımıdır. Kliniğimizde tercih edilen bir yaklaşım değildir.

KLİNİĞİMİZDEKİ YAKLAŞIM

Kliniğimizde hastaların öncelikle ayrıntılı muayeneleri yapılır ve kinezyolojik kas testleri ile bozucu alanları saptanır.  Bioenformatif teşhis yöntemleriyle hastaların genel vücut regülasyon kapasitesi, bağ dokusu ağır metal ve bozucu alan yükleri, besin duyarlılıkları, vitamin mineral ihtiyaçları, bağırsak florası ve kandida düzeyi saptanır. Her hastaya, hastalıktan etkilenme derecesini saptamaya yarayan Fibromiyalji Etki Anketi doldurtulur.

Bu bilgiler doğrultusunda nöral terapi başta olmak üzere, rektal ozon tedavisi, diyetisyen eşliğinde beslenmenin düzenlenmesi, latent asidoz için bazik serum uygulamaları, elektromanyetik frekans tedavileri, ağır metal detoksu için bitkisel ürün önerileri, saptanan eksik minerallerin yerine konulması için vitamin mineral önerileri, bağırsak florası bozuk saptanan hastalarda probiyotik önerileri yapılır. Her hasta için değişik kombinasyonda düzenlenen tedaviler aktif olarak 4 hafta devam eder. Bu süre sonunda Fibromiylji Etki Anketi yeniden doldurtularak iyileşme derecesi saptanan hastalar belirli aralıklarla kontrole alınarak tam şifa için beslenme, egzersiz, yaşam şekli takip edilir.

KLİNİĞİMİZDEN BİR ÇALIŞMA

Kliniğimizde eylül 2019 ile mart 2020 arasında tedaviye aldığımız 38 fibromiyaljili hasta üzerinde yapılan bir çalışmada saptanan veriler aşağıdaki gibi olmuştur;

  • Hastaların tamamında en az bir bozucu alan, %81,57 sinde birden fazla bozucu alan mevcuttu.
  • Saptanan bozucu alanların %71,05 i kafa bölgesinde özellikle sessiz diş çürükleri ile dolgu-kanal tedavisi gibi işlem görmüş dişler, sinüzit, orta kulak ve bademcik iltihapları idi. Hastaların %26,32 sinde bağırsak bozuklukları, %26,2 sinde ameliyat izleri bozucu alan etkisi yaratıyordu.
  • Hastaların  %94,74’ünde latent asidoz, %81,58’inde ağır metal yükü, %78,95’inde bağırsak florasında bozukluk, %73,68’inde insülin direnci saptandı.
  • 4 haftalık tedavi sonrasında hastaların %76,32’ de belirgin, %21,05’de kısmi, %2,63’de ise minimal iyileşme görüldü. Bu iyileşme dereceleri Fibromiyalji Etki Anketi olarak adlandırılan bir anket ile değerlendirildi. Bu anket 10 grup sorudan oluşmakta ve hastanın kendisi tarafından 4 haftalık tedaviden önce ve sonra doldurulmaktadır. Bu anket ile hastanın günlük yaşam aktivitelerinin etkilenme derecesi, ağrı, yorgunluk, sabah tutukluğu, kaygı ve depresyon dereceleri ile hastaların kendilerini iyi hissettikleri gün sayısı ve fibromiyalji belirtileri nedeniyle çalışamayacakları gün sayısı saptanır. Bu anketin sonucunda hastalar 0-100 arası bir puan alır. 0 puan en sağlıklı, 100 puan ise en ağır fibromiyljiyi göserir. 50 civarı puan orta derecede bir fibromiyaljiyi gösterirken 70 üzeri ise ağır fibromiyaljiyi gösterir.
  • Tedavi öncesinde hastaların % 44,7 si ağır fibromiyalji hastası iken, tedavi sonrasında bu oran  %2,6 ‘ya düşmüştür.
  • Tedaviden sonra en çok iyileşen hasta 61,31 puan iyileşme göstermiştir. Bu hastanın Fibromiyalji Etki Anketi puanı tedavi öncesinde 96,15 iken tedavi sonrasında 34,84’e düşmüştür. Tüm hastaların ortalama iyileşme derecesi ise 32,2 puandır. Antidepresan ve antiepileptik ilaçlarla yapılan benzer çalışmalardaki  en fazla iyileşme derecesi 19,3 puan, ortalama iyileşme derecesi ise 12,7  olarak saptanmıştır.
//]]>